Anasayfa Mevzuat ve Tüzük
Mevzuat ve Tüzük
Kanun ve Yönetmelik
Birim Fiyat
Koruma ve Restorasyon
Malzeme Bilgisi
Venedik Tüzüğü

VENEDİK TÜZÜĞÜ* (MAYIS 1964)
Tanımlar:
 
Madde l - Tarihi anıt kavramı sadece bir mima ri eseri içine almaz, bunun yanında belli bir uy-garlığın, önemli bir gelişmenin, tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel ya da kırsal bir yerleş-meyi de kapsar. Bu kavram yalnız büyük sanat eserlerini değil, ayrıca zamanla kültürel anlam kazanmış daha basit eserleri de kapsar.
 
Madde 2- Anıtların korunması ve onarımı için, mimari mirasın incelenmesine ve korunmasına yardımcı olabilecek bütün bilim ve tekniklerden yararlanılmalıdır.
 
Amaç:
 
Madde 3- Anıtların korunmasında ve onarılmasındaki amaç, onları bir sanat eseri olduğu ka¬dar, bir tarihi belge olarak da korumaktır.
 
Koruma:
 
Madde 4- Anıtların korunmasındaki temel tutum korumanın kalıcı olması, sürekliliğinin sağlan-masıdır.
 
Madde 5- Anıtların korunması, her zaman onla rı herhangi bir yararlı toplumsal amaç için kul-lanmakla kolaylaştırabilir. Bunun için bu tür bir kullanma arzu edilir, fakat bu nedenle yapının planı, ya da bezemeleri değiştirilmemelidir. An cak bu sınırlar içinde yeni işlevin gerektirdiği de-ğişiklikler tasarlanabilir ve buna izin verilebilir.
 
Madde 6- Anıtın korunması, ölçeği dışına taş ımamak koşuluyla çevresinin de bakımını içine almalıdır. Eğer geleneksel ortam varsa, olduğu gibi bırakılmalıdır. Kütle ve renk ilişkilerini değiş tirecek hiçbir yeni eklentiye, yok etmeye, ya da değiştirmeye izin verilmemelidir.
 
Madde 7- Bir anıt tanıklık ettiği tarihin ve içinde bulunduğu ortamın ayrılmaz bir parçasıdır. Anı tın tümünün, ya da bir parçasının başka bir yere taşınmasına anıtın korunması bunu gerektirdi ği, ya da çok önemli ulusal veya uluslararası çı karların bulunduğu durumlar dışında izin veril memelidir.
 
Madde 8- Anıtın tamamlayıcı öğeleri sayılan hey kel, resim gibi süslemeler, ancak bunları korumanın başka çaresi yoksa yerlerinden kaldırı labilir.
 
Onarım:
 
Madde 9- Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir. Amacı, anıtın estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Onarım kendine temel olarak aldığı özgün malzeme ile güvenilir belge lere saygıyla bağlıdır. Faraziyenin başladığı yer de onarım durmalıdır; yapılması gerekli herhan gi bir eklemenin mimari kompozisyondan farkı anlaşılabilmeli ve gününün damgasını taşımalı dır. Herhangi bir onarım işine başlamadan önce ve bittikten sonra, anıtın arkeolojik ve tarihi bir incelemesi yapılmalıdır.
 
Madde 10- Geleneksel tekniklerin yetersiz kaldı ğı yerlerde, koruma ve inşa için bilimsel veriler le ve deneylerle geçerliliği saptanmış herhangi çağdaş bir teknik kullanılarak anıt sağlamlaştırılabilir.
 
Madde 11- Anıta mal edilmiş farklı dönemlerin geçerli katkıları saygı görmelidir; zira onarımın amacı üslup birliği değildir. Bir anıt üst üste çe şitli dönemlerin izlerini taşıyorsa, alttaki dönem leri açığa çıkarmak ancak bazı özel durumlarda yok edilen malzemenin önemi azsa, açığa çıka rılan malzeme büyük tarihi, arkeolojik, ya da es tetik değer taşıyorsa ve korunma durumu böyle bir davranışı gerekli gösterecek kadar iyi ise haklı çıkarılabilir. İlgili unsurların öneminin de-ğerlendirilmesi ile ilgili yargıyı ve neyin yok edile ceği üzerinde kararı vermek, sadece bu işi üze-rine almış kimseye bırakılamaz.
 
Madde 12- Eksik kısımlar tamamlanırken, bü tünle uyumlu bir şekilde bağdaştırılmalıdır; fakat bu onarımın, aynı zamanda sanatsal ve tarihi ta nıklığı yanlış bir biçimde yansıtmaması için, öz-günden ayırt edilebilecek bir şekilde yapılması gereklidir.
 
Madde 13- Eklemelere, ancak yapının ilgi çekici bölümlerine, geleneksel konumuna, kompozis yonuna, dengesine ve çevresiyle olan bağıntısı na zarar gelmediği durumlarda izin verilebilir.
 
 
Tarihi yerler:
 
Madde 14- Anıtların bulundukları yerler, bütünlü ğün korunması, sağlıklı kılınıp, yaşanır şekilde ortaya konması için özel bir dikkat gerektirir. Böyle yerlerde yapılacak koruma ve onarım çalışmalarında, daha önceki maddelerde açıkla nan ilkelerden esinlenmelidir.
Kazılar

Madde 15- Kazılar 1956 yılında UNESCO tara fından kabul edilmiş arkeolojik kazılarda uygu lanması istenilen uluslararası ilkelerle tanımla nan kararlara ve bilimsel standartlara uygun olarak yapılmalıdır.

Yıkıntılar korunmalı, mimari unsurların ve bulun tuların sürekli olarak korunması için gerekli ön-lemler alınmalıdır. Bundan başka, anıtın anlaşıl masını kolaylaştıracak ve anlamını hiç bozma dan açığa çıkartacak her çareye başvurulmalıdır.

Bütün yeniden inşa işlemlerinden peşinen (a priori) vazgeçilmelidir. Yalnız anastylosis'e, yani mevcut fakat birbirinden ayrılmış parçaların bir araya getirilmesine izin verilebilir. Birleştirmede kullanılan madde her zaman ayırt edilebilecek bir nitelikte olmalı ve bu, anıtın korunmasını sağlamak ve eski haline getirmek için mümkün olduğunca az kullanılmalıdır.

Yayın

Madde 16- Bütün koruma, onarım ve kazı işle rinde her zaman çizim ve fotoğraflarla açıklık ka zanmış çözüm getirici ve eleştirici raporlar halin de kesin belgeler hazırlanmalıdır. Temizlemenin, sağlamlaştırmanın, yeniden dü zenlemenin ve birleştirmenin her safhası çalış ma sırasında ortaya çıkan, tanımlanmış biçim sel ve teknik özellikler göz önünde tutularak ra porda gösterilmelidir. Bu belgeler bir resmi kuru mun arşivine konmalı ve araştırıcılar bundan yararlanabilmelidir. Bu raporların yayınlanması tavsiye edilir.

660 İlke Karar

660 İLKE KARAR
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU İLKE KARARLARI
T.C. KÜLTÜR BAKANLIĞI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU 

 
Toplantı No. ve Tarihi : 60 5.11.1999
Karar No. ve Tarihi : 660 5.11.1999     
Toplantı Yeri : ANKARA

İLKE KARARI
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ GRUPLANDIRILMASI, BAKIM VE ONARIMLARI

Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakımı, Onarımları ve Onarımların Denetlenmesine ilişkin, Danıştay 6. Dairesinin 11.11.1997 gün ve 1996 /3 313 Esas, 1997 / 4875 sayılı kararı, 11.11.1997 gün ve 1996 / 3312 Esas, 1997 / 4877 sayılı kararı, 19.4.1996 gün ve 437 sayılı, 14.7.1998 gün ve 598 sayılı, 14.7.1998 gün ve 599 sayılı, 3.12.1998 gün ve 634 sayılı, 3.12.1998 gün ve 640 sayılı, 12.3.1999 gün ve 642 sayılı ilke kararları, uygulamada çıkan sorunlar, mevzuatla çelişen hususlar gözönüne alınarak aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

Taşınmaz kültür varlıklarının korunmasında en önemli sorun, yapılacak müdahalenin niteliğidir. Her yapının kendine özgü sorunları olduğu için tüm yapıları kapsayacak ve müdahale biçimini belirleyecek genel sınıflandırmaların uygulamada yanlış sonuçlar verdiği saptanmıştır. Bu nedenle kurul kararlarına temel olacak ilkeler ve müdahale biçimlerine daha uygun olduğu kabul edilen aşağıdaki tanımlar yapılmıştır.

Yapı Grupları

Yapılar, kendi başlarına bir tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan kentsel sitler, sokaklar ve siluetlerin ögeleri olarak iki gruba ayrılmıştır:

1. Grup Yapılar

Toplumun maddi tarihini oluşturan kültür verileri içinde tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle korunması zorunlu yapılardır.

2. Grup Yapılar

Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır.

I-MÜDAHALE BİÇİMLERİ

Korunacak yapılara müdahaleler, her yapının kendine özgü koşullarına göre saptanacaktır.

1) Bakım

Sadece yapının yaşamını sürdürmeyi amaçlayan, tasarımda, malzemede, strüktürde, mimari ögelerde değişiklik gerektirmeyen müdahalelerdir. (Çatı aktarımı, oluk onarımı, boya-badana vb.)

Bakım izin ve denetiminde, varsa koruma kurulu müdürlüğü yoksa müze müdürlüğünün yetkili olduğuna, bakım öncesi ve sonrası durumun rapor ve fotoğraflarla saptanarak ilgili koruma kuruluna sunulması, uygun görülmeyen bakım uygulamalarının yenilenmesi veya değiştirilmesi gerektiğine,

2) Onarım

Yapının yaşamını sürdürmeyi amaçlayan, tasarımda, malzemede, strüktürde ve mimari ögelerde değişiklik gerektiren müdahalelerdir.

a) Basit Onarım

Yapıların; ahşap, madeni, pişmiş toprak, taş vb. çürüyen yada bozularak eksilen mimari ögelerinin, özgün biçimlerine uygun olarak aynı malzeme ile değiştirilmesi, bozulan iç ve dış sıvaların, kaplamaların, renk ve malzeme uyumu sağlanarak, özgün biçimlerine uygun olarak yenilenmesi bu kapsamda tanımlanmıştır.
Basit onarım uygulaması, koruma kurulu kararı doğrultusunda; belediyelerce ve / veya varsa koruma kurulu müdürlüğünce yoksa ilgili müze müdürlüğünce denetlenerek yapılanmasına, uygulama bitince ona ilişkin rapor ve fotografik belgelerin koruma kuruluna iletilmesine, uygun görülmeyen basit onarım uygulamalarının yenilenmesine,

b) Esaslı Onarım (Restorasyon)

Yapının rölöveye dayanan restitüsyon ve / veya restorasyon projeleri ile diğer ilgili belgelerin içerikleri ve ölçekleri koruma kurulunca belirlenen müdahalelerdir. [Sağlamlaştırma (Konsolidasyon), Temizleme (Liberasyon), Bütünleme (Reintegrasyon), Yenileme (Renovasyon), Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon), Taşıma (Moving)]. Projelerin bu ilke kararı ekinde verilen "Rölöve - Restitüsyon - Restorasyon - Proje Hazırlama Esasları" na göre hazırlanmasına, ilan edilmiş turizm alanları ve merkezlerinde yer alan tescilli yapıların, turizm amacıyla kullanılması halinde projelerin, Turizm Bakanlığından görüş alınarak koruma kurulunca karara bağlanmasına,

3) Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon)

Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen ve tescil edilmesine ilişkin gerekli özellikleri taşımasına rağmen elde olmayan sebeplerle tescili yapılmamış ve / veya herhangi bir nedenle yitirilmiş olan yapının, gerek kültür varlığı niteliği, gerekse kültürel çevreye olan tarihsel katkıları açısından, eldeki mevcut belgelerden (yapı kalıntısı, rölöve, fotoğraf, her türlü özgün yazılı - sözlü, görsel arşiv belgesi vb.) yararlanmak suretiyle kendi parsellerinde daha önce bulunduğu yapı oturum alanında, eski cephe özelliğinde, aynı kitle ve gabaride, özgün plan şeması, malzeme ve yapım tekniği kullanılarak, kapsamlı restitüsyon etüdüne dayalı rekonstrüksiyon uygulamasının koşulsuz sağlanmasına,

Ancak uygulama gerçekleşinceye kadar parsellerde her türlü inşai ve fiziki müdahalenin yasaklanmasına, (otopark, fuar, sergileme vb.) yeni bir işlev ile kullanma ve aynı parselde tescilli yapı yerinde veya diğer boş alanlarda başka bir yeni yapılaşmaya izin verilmeyeceğine,

Tüm bu uygulamalar için koruma kurulu kararının alınması gerektiğine,

II. ESASLI ONARIM İLKELERİ

a)
Yapının günümüze ulaşmış sosyo-kültürel ve tarihi kimliğini oluşturan mekansal, biçimsel ve yapısal özellikleri ve çevre içindeki özgün konumu korunacaktır. Bu işlemlerde yapının mevcut fiziksel durumuna göre müdahalenin biçimi ve niteliklerinin koruma kurulunca saptanacağına,

b) Yapıların yıkılmadan korunmaları esastır. Yıkılma tehlikesi arzettiği (mail-i inhidam) malsahipleri ya da belediyelerce ileri sürülen yapıların yıkılma kararlarının ancak koruma kurulunca alınabileceğine, Yıkılacak şekilde tehlike yaratan (mail-i inhidam) korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları belediyeler veya valilikler tarafından boşaltılır. Gerekli fiziki ve güvenlik önlemlerinin ilgili valilik ve belediyesince alındıktan sonra, konunun koruma kuruluna iletilerek alınacak karara göre işlem yapılacağına,
 
c) Yapıların tarihsel ve sosyo - kültürel değer taşıyan eklerinin korunacağına,

d) Yeni işlev verilecek yapılarda yapılacak eklerin, niteliği ve korunması gerekli kültür varlığıyla bütünleşmesi, tasarımı yapan mimar tarafından gerektiğinde avan proje niteliğinde hazırlanarak, koruma kurulunun görüşüne sunulacağına,

e) Restorasyon projesine temel olacak restitüsyon çalışmasının sıva raspası, kısmi söküm, sondaj, belgeler üzerinde çalışma ve karşılaştırmalı araştırmalar sonucuna dayalı olarak hazırlanmasına, onarıma başlamadan önce bu çalışmanın yapılması olanaksız ise onarım projesinin onaylanmasından sonra ortaya çıkan yeni veriler ışığında, restorasyon projesi üzerinde tadilat yapılarak yeniden koruma kurulunun onayına sunulmasına,

f) 3386 sayılı Yasa ile değişik 2863 sayılı Yasanın 10. maddesinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyeti veya idaresinde bulunan tescilli taşınmaz kültür varlıklarının, basit ve esaslı onarım uygulamalarının, koruma kurulu kararı doğrultusunda, kendi sorumluluklarında gerçekleştirilmesine, uygulama sonucuna ilişkin rapor, fotoğraf vb. belgelerin ilgili koruma kuruluna iletilmesine, kurulca uygun görülmeyen basit onarım ve esaslı onarım uygulamalarının yenilenmesine,
 
g) Kültür Bakanlığınca gerçekleştirilen korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının onarımları ile kazı alanlarında yapılan onarımlarda uygulamaya başlamadan önce, hazırlanacak rölöve ve restorasyon projeleri için koruma kurulu kararı alınmasına,

III. UYGULAMANIN DENETLENMESİ

Koruma kurullarınca onaylanan her ölçek ve nitelikteki plan ve projelerin uygulamada uzmanlarınca denetlenmesi gerektiğine, bu anlamda, imar ve koruma mevzuatında, belediyelere ve valiliklere verilen denetim yükümlülüğünün yanı sıra, uygulamanın müellif mimar tarafından denetimi de yasal ve mesleki bir sorumluluk olduğuna,
Taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesine ilişkin uygulamalarda esas alınacak projelerin, serbest mesleki hizmet yetki ve statüsüne sahip ve bu hizmeti yapma koşullarını sürdüren mimarlarca, asgari çizim standartlarına da uygun olarak düzenlenmiş olduğu, ilgili mimarlar odası birimince önceden denetlenerek, koruma kurulu müdürlüklerine sunulması gerektiğine,

Uygulamanın kurul kararlarına uygun olması için gerekli mesleki denetim sorumluluğu, aynı şekilde serbest mesleki hizmet yetki ve koşulları taşıdığı mimarlar odasınca belirlenen müellif mimar tarafından üstlenilmesine, sözkonusu mesleki denetim sorumluluğu, müellif mimarın isteği ile aynı koşulları taşıyan bir başka mimara devredilebileceğine, iskan izni için denetimden sorumlu mimarın, uygulamanın kurul kararlarına uygun olarak sonuçlandığına dair raporunun koruma kuruluna iletilmesi gerektiğine,

Uygulama bittikten sonra müellif mimarın isminin yazıldığı bir tabelanın, yapının uygun bir yerine asılması gerektiğine,

IV. YOK OLAN TESCİLLİ YAPILARA İLİŞKİN İŞLEMLER

Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen yapıların herhangi bir şekilde (yıkılmaları, yanmaları, koruma kurulundan izin alınmadan yıktırılmaları vb.) yok olmalarına sebep olanlar hakkında ceza mahkemelerinde yasal soruşturma açılmasına,

Bu soruşturma sonucu, yargı organlarınca verilen kararlar, kişisel yükümlülüklerle ilgili olduğundan, taşınmaz kültür varlığının korunmasına yönelik işlemlerin devamlılığını etkilemeyeceğine, bu nedenle soruşturma nedeni olan eyleme konu taşınmaz kültür varlığıyla ilgili alınmış koruma kurulu kararlarının geçerli olduğuna, ayrıca ilgili Yasaların hükümlerine göre işlem yapılmasına,

Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen ve tescil edilmesi gerekli olmasına rağmen, tescil aşamasından önce herhangi bir nedenle yok olan yapılar için; bu ilke kararındaki "I - Müdahale Biçimleri"nin 3. Maddesindeki Yeniden Yapma koşullarının geçerli olduğuna,

Bu ilke kararının yürürlüğe girmesi ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 19.4.1996 gün ve 437 sayılı, 14.7.1998 gün ve 598 sayılı, 14.7.1998 gün ve 599 sayılı, 3.12.1998 gün ve 634 sayılı, 12.3.1999 gün ve 640 sayılı, 12.3.1999 gün ve 642 sayılı ilke kararlarının iptaline, karar verildi.

RÖLÖVE-RESTİTÜSYON-RESTORASYON PROJESİ HAZIRLAMA ESASLARI

I. GENEL HUSUSLAR

Rölöve - Restitüsyon - Restorasyon projeleri, yapının mevcut durumunun belgelenmesinin yanısıra, sorunlarının saptanması, potansiyel ve yeni kullanım olanaklarının araştırılması, onarıma yönelik temel yaklaşım ve müdahale biçimlerinin belirlenmesi ile yeni kullanımın gerektirdiği müdahalelerin anlatımını sağlamalıdır.
Bu amaçla hazırlanacak belgeler çizimsel, yazılı ve fotoğrafik olarak yeterli ölçek ve ayrıntıları içerecektir.

II. PROJE HİZMETLERİ

II.1.
Mevcut durumun belgelenmesi;

Mutlak Hazırlanması Gereken Belgeler

III. 1. 1. Rölöve Çizimleri:

a) 1 / 500 - 1 / 200 vaziyet planı (Parselde yer alan yapı, müştemilatlar, kuyu, ağaç, bahçe duvarı, döşeme malzemesi vb. her türlü öge ve komşu parsellerde yer alan yapılar işlenecektir.)

Rölövesi çizilen yapının cephe verdiği sokak veya caddeye sağında ve solunda yeralan en az iki yapıyı içeren 1 / 200 ölçekli silueti,

b) Kat Planları, 1 / 50
c) Döşeme Planları, 1 / 50
d) Tavan Planları, 1 / 50
e) Çatı Planı, 1 / 50
f) Görünen tüm cepheler, 1 / 50
g) Birbirine dik olarak geçirilecek en az iki kesit 1 / 50 (Koruma Kurulunun gerekli görmesi halinde 2'den fazla kesit alınabilir.)

Fotoğraf albümü
Koruma Kurullarının Gerekli Görmesi Durumunda Hazırlanması Gereken Belgeler
II. 1. 1. Rölöve Çizimleri
a) Yapısal sistem ile malzemeyi tanıtmayı amaçlayan yeteri kadar sistem detayı,
- Cephe, 1 / 20
- Plan, 1 / 20
- Kesit, 1 / 20
b) Pencere, kapı, tavan eteği, ocak, dolap, niş, saçak, taşıyıcı sistem, süsleme elemanları vb. yapı ögelerinden tipik olanlarına ilişkin detaylar, (Yapının gerektirdiği kadar)
- Ölçekler 1 / 10, 1 / 5 ve 1 / 1 dir.
II.1. 2. Yapım Tekniği ve Malzeme Kullanımı
- Yatay ve düşey taşıyıcı elemanlar, dolgu elemanları,
- Yatay ve düşey kaplama elemanları, örtü malzemeleri ve tekniği, süsleme elemanlarının durumu.
II. 1. 3. Fiziksel Durumun Değerlendirilmesi
- Yapısal bozulma ve deformasyonlar,
- Melzemeye yönelik bozulma ve deformasyonlar (Örneğin, taşıyıcı sistem, dolgu malzemeleri, kaplama ve örtü malzemelerinin temel sorunları)
(Bu sorunlar yazılı olarak verilecek, gereken hallerde rölöve çizimleri üzerinde belirlenecektir.)
II. 1. 4. Yapının Analizi
- Yapıya çeşitli dönemlerde yapılan müdahalelerin ayrıştırılması,
- Yapıda bugün olmayan mekan ve / veya elemanlara ilişkin bilgi ve izler.
II. 2. Restitüsyon Projesi
Yapının analizi (Bölüm II. 1. 4), benzer yapılarla karşılaştırılması ve bulunabiliyorsa çeşitli belgelerden gelen bilgiler ışığında, özgün yada belli bir dönemine ilişkin bilgileri içerecektir.
Bu amaçla hazırlanacak projeler için, II. 1. 1. Bölümündeki belgeler esas alınacaktır.
II. 3. Restorasyon ve Yeni Kullanım Projesi
Yapının onarımı ve yeni kullanımı için getirilen müdahalelere ilişkin ana yaklaşım ve bu ana yaklaşım çerçevesinde yapılacak müdahalelerin anlatımını içerecektir.
Bu anlatımda şu hususlar yer alacaktır:
- Yapının özgün şema, eleman, strüktür ve malzemesine ilişkin müdahaleler,
- Yeni kullanımın gerektirdiği mekansal ve eleman ölçeğindeki müdahaleler,
- Uygulamaya yönelik öneriler,
- Yapının yeni kullanımı için gerekli ısıtma, aydınlatma, temiz ve pis su sistemlerine ilişkin ana ilkeler.

Restorasyon projelerinin hazırlanmasında, II. 1.1. bölümündeki belgeler esas alınacak, yeni müdahalelerin anlatımı için yeteri kadar detay verilecektir. Ayrıca, projeyi açıklayıcı bir rapor hazırlanacak , bu raporda, restorasyon ve yeni kullanım için benimsenen temel yaklaşımlar verilecektir.

Carta Del Restauro

CARTA DEL RESTAURO* (1931)
İtalya'da ulusal bir sorun derecesine yükselen anıt restorasyonu konusunda uyulması zorunlu kurallar üzerine eğilen Eski Eserler ve Güzel Sa natlar Yüksek Kurulu, bilim, sanat ve tekniği birleştiren bu tür çalışmalarda ülkenin tartışılmaz üstünlüğünü korumak ve mükemmelleştirmek gereğinin bilincinde olarak; kazıyla birlikte yürütülsün, yürütülmesin her res torasyon işleminin hasarlı parçaları sağlamlaş tırmak; müzelerde ve arşivlerde korunanlardan daha az değerli olmayan, taşa işlenmiş sanat ve tarih belgelerinin tümünü incelemek, sonuçları sanat ve yapım tarihine yeni beklenmedik bul gular kazandırabilecek titiz araştırmalara olanak sağlamak gibi çok yönlü ve ciddi sorumlulukları içerdiğine ve bu nedenle acelecilik, uygulama kolaylığı ve duygusallık nedenlerinden hiçbirinin, eksikleri olan, sürekli ve yeterli denetimi yapıl mayan, belirlenen ölçütlere uymayan uygulama lara yol açmamasına ve bu ilkelerin başta -anıt ların incelenmesi ve korunmasıyla görevli genel müdürlük (Sopraintendenza) olmak üzere hem özel sektör, hem kamu kuruluşlarınca uygulan ması gereğine inanmaktadır. Restorasyon işleminde farklı kurumların görüş leri, kısmen de olsa birleştirilmeli, bir görüş di ğerini etkisiz kılmamalıdır. Başka bir deyişle, ta¬rihçinin, anıtı oluşturan farklı dönemlerin hiçbiri nin yok edilmemesi, bilim adamlarını yanıltacak eklemelerin yapılmaması ve analitik araştırma lar sırasında günışığına çıkan malzemenin dağı tılmaması istekleri, mimarın anıtı bir sanatsal işlevle ilişkilendirmek ve mümkün olduğunda (bu, üslup birliğiyle karıştırılmamalıdır) bir anla tım birliğine getirme yaklaşımı, kentlilerin kendi görüş, anı ve özlemleriyle kent ruhundan kay naklanan arzuları ve son olarak yönetim kuralla rı ile kullanıma ilişkin kaçınılmaz taleplerin dik kate alınması gerekir.
Bu alandaki otuz seneyi aşkın bir süredir yapılan çalışmaların başarılı sonuçlarından bir restoras yon kuramını geçerli kılacak ve netleştirecek so mut öğretiler bütününün çıkarılabileceğini ve bundan böyle bu kuramın Yüksek Kurul'un gö rüşmelerinde ve antikite-ortaçağ-çağdaş sanat yapıtlarından sorumlu yetkililerin (Sopraintendenze) çoğunluğunun kararlarında esas alınma sı gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Uygulamalarla onaylanan bu kuramın temel kuralları şöyle sıra lanabilir:
 
Madde l- Her şeyden önce anıta, çökme ve aşınmalardan ötürü kaybettiği dayanıklılığı ve zamana karşı direnme gücünü yeniden kazandır maya yönelik sürekli bakım ve sağlamlaştırma çabalarına önem verilmesi gerekir. .
 
Madde 2- Sanatsal nedenler veya mimari bütün lük sağlama kaygısından kaynaklanan restoras yon sorunları tarihi ilke ve ölçütlerle sıkı sıkıya bağlıdır; bir anıtın bütünlenmesi birtakım varsa yımlara değil, anıtın sağladığı kesin verilere ve büyük ölçüde anıtın özgün öğelerine dayandığı takdirde gündeme gelebilir.
 
Madde 3- Artık kullanılmayan ve geçmiş uygar lıklara ait anıtlarda, örneğin antik dönem eserle rinde, her tür bütünlemeden kaçınılmalıdır. Böy le yapılarda ancak anastilosis, yani kalıntının genel çizgilerini ortaya çıkarmak ve korunması nı sağlamak amacıyla, mümkün olan en az ek ve nötr malzeme ile dağılmış parçaların birleşti rilmesi işlemi söz konusu olabilir.
 
Madde 4- Yaşayan, yani ayakta duran anıtlara, yalnızca özgün işlevinden çok uzak olmayan ve binada gerekli uyarlamaların önemli hasara ne den olmayacak şekilde yapılabileceği yeni kulla nımlar verilmesi kabul edilebilir,
 
Madde 5- Hangi döneme ait olursa olsun sanat değeri ve tarihi anısı olan tüm öğeler korunma lıdır; üslup birliği veya yapıyı ilk tasarımına dön dürme kaygılarıyla bu öğelerden bazılarının dış lanmasına yönelik bir tutum kabul edilemez. An cak pencere ve kolonatlara sonradan yapılmış dolgular gibi, önemsiz ve anlamı olmayan, ge reksiz değişikliklere neden olan kısımlar orta dan kaldırılabilir. Bunlarla ilgili değerlendirme ortadan kaldırma kararları sağlıklı temellere da yanmalı; yalnız restorasyon projesi müellifinin kişisel görüşüne bırakılmamalıdır.
 
Madde 6- Anıta ve geçirdiği dönemlere olduğu kadar çevresine de saygılı olunmalıdır. Anıtın çevresindeki yapılar yıkılarak uygunsuz bir biçim de yalnız bırakılmasına veya çevresinin niteliği, kütlesi, rengi, üslubu ile rahatsız edici yapılarla sarılmasına engel olunmalıdır.
 
Madde 7- Eğer bir anıtı sağlamlaştırmak, kısmi veya tam olarak bütünlemek amacıyla, ya da yeniden kullanım nedeniyle ekler yapılması gere kirse, uyulması gereken temel koşul yeni öğele rin en azda tutulmaları, yalın ve yapısal düzeni yansıtır karakterde olmalarıdır; benzer üslupta bir ek ancak yapının mevcut çizgilerini devam et tirmek ve bezemeden arınmış geometrik anla tımlar söz konusu olduğunda kabul edilebilir.
 
Madde 8- Ekler kesin ve açık olmalı ve özgün den farklı malzeme kullanılarak veya bezemesiz bir çerçeveyle sınırlanarak, ya da damga veya yazıtla belirtilmelidir. Bir restorasyon asla onu inceleyenleri yanıltacak veya tarihi bir belgeyi değiştirecek şekilde yapılmamalıdır.
 
Madde 9- Bir anıtın taşıyıcı sistemini güçlendir mek veya kütlesini bütünlemek için eski yapım yöntemleriyle amaca ulaşılamazsa, çağdaş tek niklerin kullanılması uygun olabilir. Aynı biçim de, basit ya da karmaşık tüm yıpranmış strüktürleri ayakta tutabilmek için çeşitli bilimlerin katkıda bulunmaya çağırılmaları gerekir. Böylece bilime dayanmayan yöntemler yerlerini bilimsel olanlara bırakmak zorunda kalmalıdır.
 
Madde 10- Antik eserlerin gün ışığına çıkarıldığı kazı ve araştırmalarda, topraktan çıkan kalıntıla rın düzenlenmesi ve in-situ bırakılacak olan sa nat eserlerinin sürekli olarak korunması çabala rını kapsayan "kurtarma" çalışması derhal ve sistemli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.
 

Madde 11- Kazılarda olduğu gibi, anıtların resto rasyonun da önemli koşullardan biri, çalışma lar sırasında bir günlük tutularak çizim ve fotoğraflarla sağlıklı bir belgeleme yapılmasıdır. Böy lece anıtın biçim ve strüktürüne ilişkin bütün ay rıntılar, bütünleme, temizleme ve restorasyonnin bütün aşamaları kalıcı ve güvenli olarak kayde dilmiş olur.

Eski Eserler ve Güzel Sanatlar Yüksek Kurulu her anıtın ve her restorasyonun aşamalarının kendine özgü sorunlar ortaya koyduğu çok güç ve karmaşık durumlarda, genel kuralların göz den geçirilip, tartışılarak tamamlanmasını ve zenginleştirilmesini gerekli görmekte, bu neden le aşağıdaki istekleri dile getirmektedir:
 
a. İster özel kişiler, ister resmi makamlar, ister Sopraintendenza tarafından yürütülüyor olsun, sıradan onarım işlerinin dışında kalan tüm res torasyon çalışmalarından önce, ilke olarak Yük sek Kurul'un görüşü alınmalıdır.
 
b. Her yıl Roma'da yetkililerin karşılaştıkları so runları meslektaşlarının ilgisine sunmalarına ve çözüm önerilerini açıklamalarına olanak veren dostça bir toplantı düzenlenmelidir (Bu toplantı ların tutanakları Milli Eğitim Bakanlığı'nın Bolletino d'Arte dergisinde yayınlanabilir).
 
c. Yukarıda sözü edildiği gibi, restorasyon sıra sında düzenli olarak günlük tutulması ve bunla rın korunması zorunlu olmalı ve mümkün olursa bunlardan elde edilecek analitik veri ve bilgile rin tıpkı kazılar için yapıldığı gibi bilimsel yayına dönüştürülmesine özen gösterilmektedir.

Amsterdam Bildirgesi

AMSTERDAM BİLDİRGESİ (1975)

1975 Avrupa Mimarlık Mirası yılını taçlandıran ve Avrupa'nın tüm ülkelerinin delegelerinden oluşan Amsterdam Kongresi, Avrupa'nın ben¬zersiz mimarlığının tüm halklarının ortak mirası olduğunun bilincini taşıyan ve korunması için üye devletlerin aralarında ve diğer Avrupa hükü metleriyle birlikte çalışma isteklerini bildiren Av rupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nce yürürlüğe konulan Karta'yı sevinçle karşılamaktadır. Kongre, Avrupa mimarlık mirasının tüm dünya nın kültürel mirasının bütünleyici bir parçası ol duğunu onaylamaktadır ve bu yılın Temmuz ayın da Helsinki'de benimsenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Kongresi Sonuç Yasası'nca öngörülen kültürel alanda işbirliği ve alışverişi teşvik ama cıyla karşılıklı yüklenilen sorumluluğu büyük bir memnuniyetle izlemiştir.
 
Bu şekilde, Kongre aşağıdaki temel düşüncele ri vurgulamaktadır:

a. Avrupa'nın mimarlık mirası, paha biçilmez kültürel değerinin yanısıra,    halklarına ortak ta rihlerinin ve geleceklerinin bilincini aşılamakta dır. Bu nedenle yaşatılması çok önemlidir.

b. Mimarlık mirası yalnız üstün nitelikli tek yapı lan ve çevrelerini değil,     tarihsel ve kültürel özel liği olan tüm kentsel ve kırsal alanları içerir.

c. Bu hazineler tüm Avrupa halklarının ortak var lığı olduğundan, bu halklar ihmal, kasıtlı yıkım, düzensiz yeni yapılaşma ve aşırı trafik gibi gittik, gittikçe artan tehlikelere karşı, onları korumak için ortak bir sorumluluğa sahiptirler,

d. Mimarlık ürünlerinin korunması marjinal bir sorun olarak değil, kent ve ülke planlamasının ana hedefi olarak ele alınmalıdır,

e. En önemli planlama kararlarını alan yerel yet kililerin mimarlık mirasının korunmasında özel bir sorumluluğu vardır ve fikir ve bilgi alışverişi yaparak birbirlerine yardımcı olmalıdırlar.


f. Eski alanların sağlıklılaştırılması olanak ölçü sünde, bölge sakinlerinin toplumsal kompozis yonunda köklü bir değişiklik gerektirmeyecek şekilde tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Kamu kaynaklarınca gerçekleştirilen restorasyon çalış malarının sağladığı yararlardan tüm toplum ke simleri pay almalıdır.

g.Gerekli yasal ve yönetimsel önlemler tüm ül kelerde güçlendirilmeli ve daha etkin kılınmalıdır,

h.Mimarlık veya tarih açısından önemli binaların ve yörelerin restorasyon, uygulama ve bakım giderlerinin karşılanmasına katkıda bu¬lunmak için yerel yönetimlere parasal yardım sağlanmalı, aynı biçimde özel mülk sahiplerinede parasal destek ve devletten yardım sunulma lıdır.

i. Mimarlık mirası ancak, halk ve özellikle de genç kuşak onun değerini bilirse yaşayacaktır. Bu nedenle her düzeydeki eğitim programları bu konuya artan bir ilgi göstermek zorundadır.

j. Kamunun ilgisini uyandırmaya yardımcı olacak uluslararası, ulusal ve yerel bağımsız örgütler yüreklendirilmelidir.

k. Bugünün yeni yapıları yarının mirası olacağın dan, çağdaş mimarlığa yüksek kaliteli olması için her türlü çaba gösterilmelidir.

 Avrupa Mimarlık Mirası Kartası'nda Bakanlar Komitesi'nin belirttiği gibi, üye devletlerin daya nışma ruhu içinde birbirini tutan politikalar izle¬yeceğini garanti altına almak Avrupa Konseyi'nin sorumluluğundadır. Bu nedenle tüm Avru pa ülkelerinde mimarlık ürünlerinin korunması için gösterilen aşamalar deneyim alışverişini özendirecek biçimde periyodik raporlar halinde sunulmalıdır.

Kongre hükümetleri, parlamentoları, ruhani ve kültürel kuruluşları, profesyonel enstitüleri, tica ri, endüstriyel ve bağımsız birlikleri ve tüm va tandaşları bu bildirinin hedeflerini tüm güçleriyle desteklemeye ve bunların uygulanmasını sağlamak için her türlü çabayı göstermeye çağırmak tadır.

Avrupa'nın yeri doldurulmaz mimarlık mirası, şimdi ve gelecekte tüm halklarının yaşamlarının zenginleştirilmesi için ancak bu yolla yaşatılabilir.

Kongre tartışmalar sonucu ortaya çıkan sonuç ve önerilerini aşağıda sunmaktadır. Yeni bir koruma politikası ve bütünleşik koruma uygulanmazsa, toplumumuz çok yakında gele neksel çevresini oluşturan yapı ve sit mirasının çoğunu yitirmiş olduğunu görecektir. Koruma bugün tarihi park ve bahçelerin yanısıra, tarihi kentler, kentlerin eski mahalleleri ve geleneksel karakteri olan kent ve köyler için de gereklidir. Bu mimarlık ürünlerinin korunması en büyüğün den en alçak gönüllülerine kadar, günümüz ya pılarını da unutmadan, kültürel değer taşıyan tüm yapıları çevreleriyle birlikte kapsayan geniş bir perspektif içinde görülebilir.

Mimarlık mirasının önemi ve onu koruma tartış maları artık çok daha açıklıkla biliniyor. Ani top lumsal değişikliklere karşı bireylerin kimliklerini bulmalarına olanak veren çevreleri korumak, ya da yaşatmak zorundaysak, tarihsel sürekliliği korumamızın gerektiği kabul edilmelidir.

Çağdaş kent planlamasında eski kentlerin kent sel dokusunu karakterize eden insan ölçeğini, kapalı mekânları, işlevlerin etkileşimini ve top lumsal ve kültürel değişkenliği geri getirmek için bir çaba vardır. Fakat aynı zamanda eski yapıla rın korunmasının günümüz toplumunun ana ilgi-lerinden biri olarak kaynak tasarrufu ve israfın önlenmesine de katkıda bulunduğunun farkına varılmıştır. Tarihi yapılara çağdaş yaşamın ge¬rekleriyle ilişkili yeni işlevler verilebileceği göste rilmiştir. Dahası, koruma, yetenek ve becerileri ni yaşatıp geleceğe aktarmak zorunda olan sa natçı ve yüksek nitelikli zanaatçılara da gerek sinme yaratmaktadır. Mevcut yerleşmelerin iyi leştirilmesi aynı zamanda, tarımsal alanlara da¬ha az el uzatılmasına ve koruma politikasının çok önemli bir üstünlüğü olarak, nüfus hareketlerini önlemeye, ya da büyük ölçüde azaltmaya da yardımcı olur.Tüm bu nedenlerle, mimarlık mirasının korun ması için yapılan tartışmalar bugün her zaman kinden daha güçlüdür. Bununla beraber sağlam ve kalıcı bir temele oturtulmalı ve böylece esaslı bir araştırma konusu haline getirilerek tüm eğitimsel ve kültürel gelişim programlarının par çası olmalıdır.

Mimarlık mirasının korunması kentsel ve bölge sel planlamanın baş hedeflerinden biridir.

Mi marlık mirasının korunması, yakın geçmişte sık sık olduğu gibi, ikincil bir kaygı, ya da anlık ey lemler gerektiren bir çalışma gibi ele alınmak yerine, kentsel ve bölgesel planlamanın bütün leyici bir parçası haline gelmelidir. Yani koruma cılarla planlama sorumluları arasında sürekli bir diyalog kaçınılmazdır.

Plancılar tüm alanların ayni olmadığını ve bu ne denle de kendi özel niteliklerine göre ele alın mak zorunda olduklarının bilincinde olmalıdırlar. Mimarlık mirasının estetik ve kültürel değerleri nin gerektirdiklerinin bilinmesi eski mimarlık kompleksleri için özel hedef ve planlama kural larının benimsenmesine yol açmalıdır.

Sıradan planlama yönetmeliklerini ve tarihsel yapıları koruma amaçlı özel kuralları, birbirine uyarlamaksızın, yalnızca birlikte uygulamak ye¬terli değildir. Gereken bütünleşmeyi olası kılmak için, çevrelerindeki koruma bölgelerini de belir leyerek, yapıların, mimarlık komplekslerinin ve sitlerin envanterlerini hazırlamak şarttır. Bu en vanter, koruma değeri taşıyan yapı ve bölgelere kişilerin dikkatini çekmek amacıyla, özellikle de kent ve ülke planlamasından sorumlu bölgesel ve yerel yetkili ve görevlilere ulaştırılmalıdır. Böy le bir envanter, mekân yönetimindeki esaslı bir niteliksel öğe olarak koruma için gerçekçi bir temel oluşturacaktır.

Bölgesel planlama politikası, mimarlık mirasının korunmasını hesaba katmalı ve ona katkıda bu lunmalıdır. Bu, özellikle nüfus azalmasını denet lemek ve dolayısıyla eski yapıların bozulmasını önlemek amacıyla, yeni etkinliklerin ekonomik çöküntü içinde bulunan bölgelerde yerleşmesini teşvik edebilir. Buna ek olarak, kent çevresinde ki alanların gelişim kararları eski mahallelerin üzerindeki baskıyı hafifletecek bir biçimde yön lendirilebilir; burada ulaşım ve çalışma politika ları, birde kentsel etkinliklerin odak noktalarının daha iyi bir dağılımının sağlanması, mimarlık mi rasının korunması üzerinde önemli bir etki oluş¬turabilir.

Kalıcı bir koruma politikasının eksiksiz gelişme si yerel kültürlerin dikkate alınmasının yanısıra, geniş çaplı bir merkezden uzaklaştırma önlemi de gerektirir. Bu planlama kararının alındığı tüm düzeylerde (merkezi, bölgesel, yerel) koru ma çalışmalarından sorumlu kişiler bulunması gerektiği anlamına gelir. Bununla birlikte, mimarlık mirasının korunması sadece uzmanlara ait bir konu olmamalıdır. Kamuoyu desteği şart tır. Halk eksiksiz ve yansız bilgi alarak, envanter lerin oluşturulmasından kararların hazırlanması na kadar, işin her aşamasında gerçekten de rol almalıdır.

Son olarak, mimarlık mirasının korunması, nite liksel ölçütlere ve doğru oranlara hak ettiği öne mi veren ve çok sık olarak kısa vadeli kaygılar, teknolojiye dar görüşlü bir yaklaşım, yani kısaca modası geçmiş bir bakışın hakim olduğu seçe nek ve hedefleri bundan sonra reddedebilme olanağı sağlayacak olan yeni, uzun vadeli bir yaklaşım özelliği taşımak zorundadır.

Bütünleşik koruma yerel yetkililerin sorumlulu ğunu da kapsar ve yurttaşların katılımını gerek tirir.

Yerel yetkililerin mimarlık mirasının korunmasın da özel ve yaygın sorumlulukları olmalıdır. Bü tünleşik koruma ilkelerini uygularken, kentsel ve kırsal topluluklardaki mevcut toplumsal ve fi ziksel gerçeklerin sürekliliğini de hesaba kat mak zorundadırlar. Gelecek geçmişin pahasına kurulamaz ve kurulmamalıdır.

İnsan yapısı çevreye akıllı, duyarlı ve ekonomik bir saygıyla yaklaşan böyle bir politikayı uygula mak için yerel yetkililer;

-kentsel ve kırsal dokuyu, onların yapısını, kar maşık işlevlerini, inşa edilmiş ve açık mekanla rın mimarlık ve mekânsal özelliklerini konu alanbir çalışmayı temel olarak kullanmalı;

-yapılara, onların karakterine, saygı göstermeyi ihmal etmeden çağdaş yaşamın gereklerineuyan işlevler vermeli; böylece yaşatılmalarını ga ranti altına almalı;

-(eğitimsel, yönetimsel ve tıbbi) kamu hizmetle rinin gelişimi üzerinde yapılan uzun vadeli ince lemelerin, aşırı boyutların bunların nitelik ve et¬kinliklerini zedelediğini gösterdiğini bilmeli;

-böyle bir politika için bütçelerin uygun bir bölü münü ayırmalıdırlar. Bu bağlamda, hükümetler den özellikle bu cins amaçlar için ayrılmış kaynaklann yaratılmasını istemelidirler. Bireylere ve çeşitli kuruluşlara yerel yönetimlerce verilen karşılıklı ve karşılıksız krediler onların katılımını ve parasal bağlantılarını canlandırmayı hedef almalıdır;

-mimarlık mirasını ilgilendiren her türlü konu ile uğraşmak üzere temsilciler atamalı;

-yapıların o sıradaki kullanıcılarıyla esas sahip len arasında doğrudan doğruya bağlar kurulma sını sağlayacak özel, ticari olmayan acenteler kurmalı;

-restorasyon ve iyileştirme çalışmaları için gö nüllü kuruluşların oluşumunu ve etkin işleyişini kolaylaştırmalıdırlar.

Yerel yönetimler, koruma planları ile ilgilenen grupların görüşlerini araştırmak için kullandıkla rı danışma tekniklerini geliştirmeli ve planlama nın ilk aşamalarından itibaren bu görüşleri hesa ba katmalıdırlar. Halkı bilgilendirme çabalarının bir bölümü olarak, yerel yetkililerin kararlarını açıkça anlaşılır bir dil kullanarak halka sunmalı ve böylece yörede yaşayanlar bu kararların ne denlerini öğrenip, tartışıp değerlendirebilmelidirler. Halkın konuları birlikte inceleyebilmesine olanak veren toplantı yerleri sağlanmalıdır.

Bu politikanın bir parçası olarak, halk toplantıla rı, sergiler, halk oylamaları, iletişim araçlarının kullanımı gibi yöntemler ve tüm diğer uygun yön temlerin uygulanması her zaman başvurulan uy gulamalar haline gelmelidir.

Gençlerin çevre sorunlarında eğitilmeleri ve ko ruma görevlerine katılmaları en önemli toplum sal gerekliliklerden biridir.

Gruplar ya da bireylerce ileriye sürülen tamam layıcı öneri veya seçenekler,  planlamacıya önemli bir katkı olarak düşünülmelidir. Yerel yönetimler birbirlerinin deneyimlerinden yararlanabilirler. Bu nedenle tüm kullanıma açık kurallardan yararlanarak sürekli bir bilgi alışveri şi oluşturmalıdırlar.

Herhangi bir bütünleşik koruma politikasının ba şarıya ulaşması toplumsal etkenlerin gözönüne alınmasına bağlıdır. Bir koruma politikası aynı zamanda mimarlık mi rasının toplumsal yaşamla bütünleşmesi anla¬mına da gelir.

Gösterilecek koruma çabası, yalnızca yapıların kültürel değeriyle değil, onların kullanım değeriy le de ölçülmelidir. Bütünleşik korumanın top¬lumsal sorunları ancak bu iki değerler grubu eş zamanlı olarak ele alınırsa halledilebilir.

Mimarlık mirasının bir bölümünü oluşturan bir yapı kompleksinin iyileştirilmesi, mevcut alt ya pı üzerine yeni yapılaşmadan, ya da daha önce gelişmemiş bir alanda yeni bir kompleks yapıl masından daha ucuza gelebilir. Toplumsal so nuçları oldukça farklı olan bu üç çözümün mali-yetleri karşılaştırıldığında, toplumsal maliyetleri gözden kaçırmamak önemlidir. Bunlar yalnızca mal sahipleri ve kiracıları değil, o bölgede canlı lığı sağlayan ve koruyan zanaatkar, tüccar ve yüklenicileri de ilgilendirir.

Kamu yetkilileri restore edilmiş ve iyileştirilmiş bölgelerdeki sakinlerin artan kiraları ödeyeme meleri, orayı terk etmek zorunda bırakılmaları gi bi sonuçlar veren serbest piyasa yasalarını ön lemek için, düşük maliyetli yerleşmelerde zaten yaptıkları gibi, ekonomik etkenlerin etkisini azaltmak üzere araya girmelidirler. Parasal mü dahaleler, kira üst sınırlarının sabitleştirilmesiyle bağlantılı olarak mal sahiplerine yapılacak restorasyon giderleri yardımı ile, eski ve yeni ki ralar arasındaki farkı tümüyle, ya da kısmen kar şılayacak biçimde kiracılara yapılacak para yar dımı arasında bir denge oluşturmayı hedef al malıdır.

Halkın programların hazırlanmasına katılmasına olanak tanımak için, onlara bir yandan koruna cak yapıların tarihsel ve mimari değerini anlata¬rak, diğer yandan da sürekli ve geçici yeniden yerleşme konusunda tüm ayrıntıları vererek du rumu anlamaları için gerekli gerçekler ortaya konmalıdır.

Bu katılım en önemlisidir çünkü iş artık birkaç öncelikli yapının restore edilmesi değil bölgele rin tümüyle iyileştirilmesi olayıdır. İnsanların kültürle ilgilenmesini sağlamaya yö nelik bu pratik yöntem, hatırı sayılır bir toplum sal yarar getirecektir.

Bütünleşik koruma yasal ve yönetimsel önlem ler alınmasını gerektirir.

Mimari miras kavramı yavaş yavaş tarihsel tek yapıdan kentsel ve kırsal mimarlık kompleksleri ne ve daha yakın tarihi mimarlık eserlerine doğ ru genişletildiği için, yönetimsel kaynaklarda bir artışla bağıntılı olarak geniş kapsamlı bir yasal reform yapılması etkili eylemin ön koşulu olmuş tur.

Bu reform, bölgesel planlama yasalarını mimar lık mirasının korunması ile ilgili yasalarla birlik te uygulama gerekliliği ile yönlendirilmelidir. Bu sonuncusu (koruma yasaları), mimarlık mira sının ve bütünleşik koruma hedeflerinin yeni bir tanımını getirmelidir.

Bunlara ek olarak, aşağıdaki konulara ilişkin özel işlemler tasarlamak zorundadır:

-  Mimari komplekslerin saptanıp, çizimlerinin ya¬pılması;                                        

- koruyucu dış bölgelerin ve bunların içinde ge çerli olan ve halkı ilgilendiren kısıtlamaların be lirlenmesi;

- bütünleşik koruma şemalarının hazırlanması ve bunların gerektirdiklerinin planlama politika ları içine alınması;

- projelerin onaylanması ve işi yürütmek için yet ki alınması.

Bunlara ek olarak, gerekli yasal hazırlıklar yapı larak aşağıdaki maddeler  gerçekleştirilmelidir:

- kentsel planlama için sağlanan bütçe kaynak larının iyileştirme ve yeni gelişme arasında den geli olarak paylaştırılacağını garantilemek;

- eski bir yapıyı iyileştirmeye karar veren yurttaş lara en azından yeni yapılaşma için yararlandık ları kadar parasal destek vermek;

- devlet ve kamu yetkililerinin parasal desteksistemini yeni bütünleşik koruma politikasınınışığında yeniden gözden geçirmek.

Yapı yasa, yönetmelik ve kurallarının uygulama sı, olabildiğince bütünleşik koruma gereklilikleri ni karşılayacak şekilde gevşetilmelidir. Yetkililerin çalışma kapasitesini arttırmak için yönetimin yapısını yeniden gözden geçirerek kül tür mirasından sorumlu departmanların uygun düzeylerde örgütlendiğini ve yeterli sayıda nite likli personelle gerekli bilimsel, teknik ve para sal kaynakların onların emrine verildiğini garanti altına almak şarttır.

Bu departmanlar yerel yetkililere yardım etmeli, bölge planlama bürolarıyla işbirliği yapmalı ve kamu özel kuruluşlarıyla sürekli ilişki içinde ol malıdırlar.

Bütünleşik koruma uygun parasal araçların var lığını gerektirir.

Tüm ülkelerde uygulanabilecek bir parasal poli tikayı tanımlamak ya da planlama sürecindeki farklı önlemlerin sonuçlarını değerlendirmek, bunların karşılıklı yankıları nedeniyle zordur. Dahası, bu sürecin kendisine toplumun güncel yapısından doğan dış etkenler hakimdir.

Her devletin kendi parasal yöntem ve araçlarını gözden geçirmesi uygundur. Yine de Avrupa'da korumaya ayrılmış parasal kaynakları yeterli olan çok az ülke olduğu kesinlikle söylenebilir. Hiçbir Avrupa ülkesinin bir bütünleşik koruma politikasının ekonomik gereklerini yerine getire cek ideal yönetimsel işleyişe henüz sahip olma dığı da açıkça ortadadır.

Bütünleşik korumanın ekonomik sorunlarını çö zebilmek için şu etken önemlidir: yeni yapıların çevreleriyle uyum içinde olmalarını sağlayacak bazı hacimsel ve boyutsal (yükseklik, arazi kul lanım katsayısı vb.) kısıtlamalar getirecek bir ya sa hazırlamak.

Planlama yönetmelikleri, artan yoğunlukları cay dırıcı rol oynamalı ve yeni gelişme yerine iyileş tirme çalışmalarını özendirmelidir.

Koruma programlarının baskılarından kaynakla nan fazla maliyeti belirleyecek yöntemler göz den geçirilmelidir. Olanak olduğunca, bu resto rasyon çalışmasını yürütmek zorunda olan mal sahiplerinin fazla maliyeti (ne fazlasını, ne eksi ğini) karşılayabilmelerine yardım etmek için ye terli kaynaklar bulunmalıdır.

Eğer fazla maliyeti karşılayacak böyle bir yardım sistemi kabul edilirse, tabii ki, bu yararın vergi lendirilmeyle azaltılmasına da özen göstermek gerekecektir. Aynı ilke, tarihsel ve mimari önem taşıyan yıpranmış yapı topluluklarına da uygu lanmalıdır. Bu toplumsal dengenin yeniden ku-rulmasını sağlayacaktır.

Yeni yapılara sağlanan para ve vergi kolaylıkları, aynı oranda eski yapıların bakım ve korunumu için de sağlanmalıdır. Daha önce fazla maliyet karşılığında ödenmiş bir yardım varsa tabii ki gösterilecek kolaylık daha az olacaktır.

Yetkililer, yerel yetkililere, ya da kâr amacı güt meyen kuruluşlara gerekli parayı sağlayarak dö ner sermayeler kurmalı ve onları özendirmelidir. Bu özellikle, bu cins programların böyle çekici bir mal varlığı karşısındaki yüksek talepten do ğan değer artışları yoluyla kısa, ya da uzun va dede kendini finanse edebilir hale gelebileceği bölgelerde uygulanabilir.

Yine de, tüm özel parasal kaynakları özellikle de endüstriden gelenleri teşvik etmek çok önemli dir. Sayısız özel girişim, ulusal ya da yerel düzey¬deki yetkililerle birlikte oynayabilecekleri yararlı rolü ortaya koymuştur.

Bütünleşik koruma restorasyon ve iyileştirme yöntem ve teknikleri daha iyi araştırılmalı ve kapsamları genişletilmelidir.

Önemli tarihi kompleksler için geliştirilmiş olan özel teknikler bundan böyle daha az sanatsal üstünlüğe sahip olan birçok yapı ve komplekste de uygulanmalıdır.

Geleneksel yapı malzemelerinin bulunabilmesi ve geleneksel zanaat ve tekniklerin kullanımının sürdürülmesini garanti altına alacak adımlar atılmalıdır.

Mimarlık mirasının sürekli bakımının yapılması, uzun vadede masraflı iyileştirme işlemlerini ön leyecektir.

Her iyileştirme şeması uygulanmaya başlanma dan önce iyice incelenmelidir. Aynı zamanda malzeme ve tekniklerle ilgili kapsamlı bir belge toplama çalışması ve giderlerin bir analizi yapıl malıdır. Bu belgeler toplanıp uygun merkezlerde bulundurulmalıdır.

Koruma için kullanılan yöntem ve tekniklerin bir katalogunu derlemek için araştırmaya girişilmeli, bu amaçla bilimsel kurumlar oluşturulmalı ve bunlar aralarında yakın bir işbirliği içinde bulun malıdır. Bu katalog hazır bulundurulmalı ve res torasyon ve iyileştirme uygulamalarının düzeyini yükseltmek isteyenlere dağıtılmalıdır.

Nitelikli personel üretmek için daha iyi eğitim programlarına esaslı bir gereksinme vardır. Bu programlar, esnek, çok disiplini kapsayan nite likte olmalı ve yerinde uygulamaya yönelik dene yim kazanılabilecek kursları da içermelidir.

Bilgi, deneyim ve eğitilen elemanların uluslara rası değişimi, tüm ilgili personelin eğitimi için gerekli bir öğedir. Bu, koruma programları hazırlamak için gerekli plancı, mimar, teknisyen ve zanaatçı birikimini yaratmaya ve yok olma tehlikesi içinde olan res torasyon çalışmalarına özgü zanaatçıların yaşa tılacağını garanti altına almaya yardımcı olmalıdır.

Nitelik kazanma, çalışma koşulları, ücret, iş gü venliği ve toplumsal statü fırsatları, gençlerin restorasyon ve iyileştirme çalışmalarıyla bağlan tılı disiplinleri seçip sürdürmelerini sağlayacak kadar çekici olmalıdır.

Bunun yanısıra, tüm düzeylerdeki eğitim prog ramlarından sorumlu olan yetkililer, gençlerin il gisini koruma disiplinlerine çekmek için çaba göstermelidirler.