“Meslekte
3 Nesil
Birikimin Getirdikleri.”

Proje Kapsamı

CAMİİ İÇERİDEN VE DIŞARIDAN RESTORASYONA ALINACAK OLUP BU KAPSAMDA SAAT KULESİ VE ÇEVRE DUVARLARININ DA RESTORASYON ÇALIŞMALARI YAPILACAKTIR.

Yapının Tarihçesi

II.Abdülhamid tarafından başmimar Sarkis Balyan'a 1884-1886yıllarında yaptırılan bu caminin yapımında ayrıca Dikran Kalfa(Cüberyan) ikincikalfa olarak çalıştırılmıştır. Nitekim 9 Ekim 1894 tarihli Ermenice Arevelk gazetesindeyayınlanmış olan bir haberden,saray mimarlarından Dikran Kalfa'ya dördüncürütbeden bir Mecidî nişanı verildiğiniöğreniyoruz. Harp akademileri yolunda sağında ve Sağır ve Dilsizler Okulu'nunkarşısında yer alan caminin etrafı yüksek bir duvarla çevrilmiş olup bunundaüzeri demir parmaklıkla süslenmiştir.Asıl adının ''Hamidiye Camii''olmaklaberaber,halk arasında ''Yıldız Camii''olarak bilinir.Kargir,yüksek kasnaklı,tekkubbeli ve tek minareli bir yapıdır.Belirli bir mimari üslubu yoktur. Mimari Özellikler:Demir kapıdan içeri girildiğinde ilk olaraksağlı sollu beyaz mermer merdivenlerin ortasında bir cümle kapısı görülür.Zafertakına benzeyen kapının önünde sanat değeri olan 2 elektrik direği yeralır.Cemaat kapısının üzerinde ''Besmele-i Şerife'' ile bir ''Ayet-iKerime''yazılıdır.Son cemaat yerinin kalın ve kısa iki sütunla askıya alınanbölümü,hünkar mahfilidir.Son cemaat yerinin genişliği 5x15 m'dir.Caminin dışkapısı kapandığı zaman da burada namaz kılmak mümkün olmaktadır.Avlunun batıkenarında duvara yakın bir yerde,Hamidiye suyunun aktığı bir çeşme yer alır.Yapınınasıl cemaat kapısının iki yanında açılan süslü ve demir kafesli pencerelerdeniç bölüm kolayca görülebilir.Kapı ve pencere arasında çok güzel bir yazı ilemihrap işareti yapılmıştır.Harem kapısının sağ ve solunda birer kapı ile yanodalara geçilir. Caminin içine girildiğinde sağlı sollu,müezzin oturmaları içindüşünülmüş biraz yüksekçe beşer metre genişliğinde iki yer vardır.Bunlar cemaatyerlerinden birer parmaklıkla ayrılmışlardır.Bu bölümün bir metre ilerisindesağlı sollu, sedir ağacından yapılmış iki sütun görülür.Üzerleri özel olarakyağlıboya ile boyanmış ve işlenmiştir.Bu sütunlardan ileride iki adet dahavardır ki,bunların dördü de kubbenin askıda kalması için yerleştirilmişlerdir.Butarz mimari başka hiçbir camide yoktur.Sütun başlıkları istalaktitli ve altınyaldızlı baklava biçiminde üçgenlere ayrılmıştır.Sütunların arkasında duvaradayalı duran ve caminin yapımında Londra'dan getirilerek armağan edilen ikibüyük saat vardır.Dört kalın sütun üzerine oturan kubbenin 20 penceresi vealtın yaldızla çevrili saçakları göz alır.Kubbe merkezinde sülüs hatla ve altınyaldızlı olmak üzere ''İhlas-ı Şerife''işlenmiştir.Kenar kasnaklar 2 bölümdenoluşur.Alt bölüm bir çemberi andırır.Kubbenin ön ve arkasında kalan bölüm düzmavi zemin üzerine altın yaldızla işlenmiştir.Her iki bölümde de''alonkalsone'' tarzında yaldızlı işlemeler vardır.Diğer bölümler kalem işinakışla süslenmiştir. Dikdörtgen planlı yapıda 22x10 boyutlarında olan duvarlar sağlısollu ve önlü arkalı birbirine paraleldir.İki bölümde işlenmiştir.Zemine yakınolan bölüm çini deseni veren motiflerle işlenmiş ve kalem işi olarakhazırlanmıştır.Duvarlarda karşılıklı olarak üçer pencere üstte,12 pencereyanlarda,4 pencerede mihrabın sağ ve solunda olmak üzere 16 pencere vardır. Caminin tam ortasında olan mihrap,beyaz işlemeli ve yaldızlımermerdendir.Mihrabın üst seviyesinden olmak üzere duvarın yüksekliğinin tamyarısına isabet eden ve 5 cm kadar bir çıkıntı yapan bir alçı işi istalâklitli çerçeveilginç bir üslupla yapılmıştır.Zemine yakın olan bölüm çini deseni verenmotiflerle işlenmiş ve kalem işi olarak hazırlanmıştır.Duvarlarda karşılıklıolarak üçer pencere üstte,12 pencere yanlarda,4 pencerede mihrabın sağ ve solundaolmak üzere 16 pencere vardır. Caminin tam ortasında olan mihrap,beyaz işlemeli ve yaldızlımermerdendir.Mihrabın üst seviyesinden olmak üzere duvarın yüksekliğinin tamyarısına isabet eden ve 5 cm kadar bir çıkıntı yapan bir alçı işi istalaklitliçerçeve ilginç bir üslupla yapılmıştır.Bu bölümün üzerinde ''Cıhar-ı yara''cüzünün adlarından başka ''Hasan,Hüseyin'' ve ''Hz. Said''in adlarıyazılıdır.Bunlar siyah zemin üzerine sarı sedef kakmalı yazılmış ve etraflarıaltın yaldızlı alçı işi çerçevelerle şekillendirilmiştir. Yan duvarlarda harem ve selamlık durumunda olan hünkar mahfilivardır.Bu bölümün kafesleri sedir ağacından olup,II.Abdülhamid'in eseridir.Yanduvardaki pencereler hünkar mahfilinin ikişer metre ilerisinden başlamaklabirlikte alt ve üsttekiler demir parmaklıklarla tahkim edilmiş olupyukardakiler çift kat ve çift camdır.Duvarın tavanla birleşmesinden 25 cmaşağıda caminin müezzinler mahfilinin üzerinden başlamak şartıyla 50 cmgenişliğinde duvarların çepeçevre kaplayan kûfîhatla yazılmış ''Mülk sûresi'' vardır.Camide bulunan levhalar bu yazı ilebenzerlik gösterirler.Camideki sülüs yazılarının büyük bir bölümü hattatAdülfettah Efendi'nindir.Mihrap ve mimberin önlerine nikelajlı iki büyük sarışamdan üzerine oturulmuş mum taklidi beyaz mumlar vardır.Zemindeki halı odönemin el sanatları özelliğini yansıtan bir Hereke'dir Vaaz Kürsüsü 1,5 m. yükseklik ve genişli­ğinde yekpare mermerdendir. Mihrabın so­lunda SultanHamid’in eseri, kendi tuğra­sını taşıyankabartma bir yazı levhası vardır. Camiyesonradan konan levhalar, hattat Ha­fızOsman'ın eserlerinden seçmelerdir. Bunlardanbaşka, Enderun yarışmalarında ödülkazanan levhalar ve Saray Mızıka çavu­şununsedef kakmacılıkla yaptığı “İnnaErselnâke” yazılı levhası caminin diğer duvar süs­lemelerini oluşturur. Ayrıca Sultan Hamid’in elinden çıkmış birbaşka yazı ve yine kendi eseri olan Kur’anokuduğu rahle ile imparatorluğun son “Sürre Alayı" ile getirilenKâbe örtüsünün dörtte biri, Abdülhamid’inyaptığı bir kutu içinde saklanan "Sakalı-ıŞerif” mahfazası sedeflibir çekmece ve Alman İmparatoru II. Wilhelm'in arma­ğan ettiği kubbemerkezinden asılı duran avi­ze YıldızCamii’nin diğer kıymetli eşyaları­dır. Caminin içinde ve dışında bulunan suyuntümünü Hamidiye suyudur. Caminin yapı­mında elektrik ve havagazı tesisatıyapıldığı halde havagazı tesisatı sonradankapatılmıştır. Dış avluda bulunan beyaz bir merdivenle ayrı bir kapıdan içeriyegirildiğinde bir salo­na girilir. Salonda bulunan kapılardan biri minareyeaçılır. Diğer kapı "Sultanlar kapısı” dır. Burada iki oda vardır.Odalardan biri namaz kılmak için hazırlanma odası, diğeri hünkâr mahfilininharem bölümüne giden odadır. Sultanların namaz kıldığı yerde, 2 m.yüksekliğinde beyaz fayanstan yapılma süslemeli bir çini soba vardır. Sobanıngirinti ve çıkıntıları altın yaldızla işlenmiştir ve Yıl­dız Çini Fabrikası’nınbir ürünüdür. Son cemaat yerinin üzerine gelen bölüm üçebölünmüştür. Bunun sağ ve solundaki bö­lümlerin üzerleri açık olup buralarıcuma se­lâmlığı sırasında Vüzera (sağda) ve Askerî erkân'a ayrılmıştır.Bu iki odanın arkasındaki açıklıkta saray muhafızları namaz kılarlardı. Buodalar birbirlerine dar bir koridorla bağ­lanmışlardır. Sultanların namaz kıldığı bölümün solu­nadüşen yerde bulunan iki oda, padişahın na­maz için hazırlandığı ve Şeyh-üİslâm'la soh­bet ettiği odalarıdır. Odaların pencerelerinden bahçe görülür.Buradaki beyaz çini soba daha da güzeldir. Odanın duvarları o dönemin hat­tatlarıtarafından yazılmış ilginç yazı levha­ları ile süslüdür. Levhaların alçı işiyaldızlı çerçevelerinde II.Abdülhamid'in tuğrala­rı vardır. Karışık mimarî tarzının güzel bir örneğiolan yapı, Ortaköy, Mecidiye ve Aksaray Va- lidesultan camilerinin tipinde olupdıştan küfeki taşından yapılmıştır. Cephesi Teşviki­ye Camii'nde olduğu gibiaynalıdır. Caminin avlusunda, dört cepheli ve 1891 yılında yaptı­rılmış birsaat kulesi yer alır. Hamidiye Camii 1900 yılında irade-iseniyye ile dışardan onarıİdı ve boyandı. Hamidiye (Yıldız)Camii'nde Cuma Selâmlığı II. Abdülhamid'in cuma namazlarını kıldığı Hamidiye (Yıldız) Camii, Sultan Ha­middevrinde çok hareketli günler yaşamıştı. Cuma selâmlığı sırasında daima küçüküni­forma giyilirdi. Tören başlamadanönce Fransız Kumbari (Coumbarie) Efendi, ra­sat âletlerini getirir. Küçük Köşk’ün önüne Tören sırasında, Yıldız Camii'nin etrafı tıklım tıklım doluolurdu. Yemen ve Arabis­tan'dan gelen Müslümanlar, caminin avlusu­na hasırsererek padişahla beraber namaz kı­larlardı. Yabancı elçiler, Büyük Mabeynönündeki setlerin üzerinde, cami selâmlığını izlerlerdi. Namaz bitince, askereizin verilir, her alay kendi bandosunu çalarak, kalabalığın arasından geçerdi.Böylece buraya gelen halk, hem Padişahı görmüş, hem de güzel bir törenseyretmiş olurdu. Mevlut alayları da tıpkı selâmlık alaylarıgibi yapılırdı. Bu törenlerde yalnız daha çok sayıda asker bulunur ve büyüküniforma giyi­lirdi. Camide mevlit okutulur, askere şeker ve şerbet dağıtılır,harem arabalarına götürülen şeker ve şerbetler, gümüş tepsilerle taşınırdı.Bunun yanısıra da hareme mensup olanlara "avaid" denilen bir çeşit tahsisat verilirdi. Yıldız Camii'nde yapılan bu cuma selâm­lıklarının en heyecanlısı, 21 Temmuz1905 günü olmuştu. Sultan Hamid cuma selâmlı­ğından dönerken suikasta uğramış,bir saatli bomba, bu güzel caminin ön bölümü ile, saat kulesini tahrip etmişti.Padişah, büyük bir rastlantı eseri ölümden kurtulmuştu. Patlayan saatli bomba, bu caminin ön cep­hesini,kavisli mermer merdivenlerini ve yağ­mur cumbalarını, hatta saat kulesinitahrip etmişti. Sonradan imarı sırasında, caminin cephesinde değişiklikyapılmış ve günümüz­deki şekil verilmişti. Ancak, mimari görünü­mükarşılaştırıldığında, asıl yapının çok daha uyumlu olduğu görülür. koyar, güneşten alınanışıkla bu âlet top gibi patlatılır, sarayın bütün saatleri bu âletleayarlanırdı. Padişah, arabaya binmeden yarım saat önceharem arabaları yola çıkar, camının avlusuna girince eksiklik sırasına göredizilirlerdi. Baştan daima Valide Sultan’ın arabası, en son­da da hazinedarustanınki dururdu. Padişahın arabası, saray kapısından çıkarken, marş bas­lar,selâm borusu çalınır, asker bağırırdı. İkinci ve üçüncü kez selâm ve marşçalınır­ken, Padişah cami kapısına varmış bulunurdu. Şeyhülislâm, Padişahıcaminin kapısında kar­şılar, Padişah içeri girer girmez de cuma na­mazıbaşlardı. Yıldız Bombası Ocak 1904 tarihinde Sofya'da toplanan Er­meni Taşnak Komitesi Kongresi’ninaldığı Önemli kararlara göre. İstanbul’da ve İz­mir'de harekete geçilecekti. Bukararların ikinci maddesinde uygun zamanda Makedon­ya İhtilâl Komitesi ilebirteşilerek aradaki birliğin tespit edilmesi ve iki tarafın görüş­lerinibirleştirmek için gerekli adımların atılması: üçüncü maddesinde ülkesindekihare­ketlerden bağımsız olarak ancak büyük bir gi­rişimi boşa çıkarmak ümidiotursa Vişab'da ("Ejderha" anlamında. Komite tarafımdan İs­tanbul'averilen ad) iş yapılması öngörülü­yordu. Kongrede, istanbul heyeti sorumlutemsilcileri olarak KrisdaporMikaelyan,Safo,Torkom ve Aşodbulunmak­taydı. Sofya Kongresi kararıyla Zavriyan,çete reisi Vartan, Kilikya'yagirdiler. Hraç (Hayk Ttryakyan}da orada bulunmaktaydı. Bu fikri hazırlayan bizzat Krisdapor Mikael- yan'dı.Öneri, Sofya Kongresi'ne kendisi tara­fından yapılmış ve kongrece kabuledilmişti Krisdapor'un planına göre, ilkin İstanbul'da bir hareket yapılacak,mümkün olursa aynı günde veya çok az ara ile İzmir'de eyleme ge­çilecekti.Krisdapor Mikadyan, yardımcı ar­kadaş olarak aldığı Hovnan ile Yunanistan'ageçti. Evvelce gönderilen Zaruhiadındaki kadın da orada bulanmaktaydı. Birkaç gün sonra Safo da yanında Mari Ançkova adın­da Tiflisli birkadınla geldi. Bunlara iki Er­meni kızı daha katıldı. Bunlardan 65 yaşında veErmenice bilen birisine Rubina adıtakıldı Yunanistan’dan. Bulgaristan'ndan bomba­lar için birçok maddeler,dinamitler satın alındı. Bu hazırlıklardan sonraKrisdapor Mikaelyan, düzenli bir pasaportla ve Rus Yahudisi Samuel Fayn adıyla, yanındaki Rubina dakızı Rubina Fayn kimliğiyle İzmir’egeçti­ler. Krisdapor örgütü inceledi. Bu svada izmir de Taşnak örgütü çokgenişlemiş durumdaydı. Manisa ve Ödemiş'te Komitenin şube­leri, dallarıbulunmaktaydı. İstanbul’da Padişah II. Abdülhamid’eyapılacak suikast hazırlıkları ve planları için Krisdapor Mikaelyan ile birlikte Arnavutköy’lü Vramşabuh Kendiryan,SingerKumpanyası’nda görevli Belçikal’lı Jorisve eşi,yarı Rum Silvio Riççi (KöseAristidi,Karlo,Alfons,Vugan adlarını da kulanmıştır),Alman asıllı Lipa-Rips,Torkom (ardaş Haçik Kaptanyan), Safo (Konstantin Kabulyan), MariZayn Garo(Hampartsum Ağacanyan), KrisrFenerciyan, Aşod (KarloYuvanoviç) adlı kimseler çalışmaktaydı. Eyleme girişenlerin bir bölümüde Kaf­kasya'nın, Avrupa'nın çeşitli köşelerinden ge­lenlerdi. Ağahamamı'ndaBelediye (Şehrema­neti)Hastahanesi yakınında 5 odalı bir eve 250-300 okka menelit getirildi. KrisdaporMikaelyan. Bulgaristan'a giderek (Kasım 1904) Vitoşyakınında Vramşabuh ile birlik­te Yıldız'da kullanılacak bombaları denedi (17 Mart 1905).Deneme, Vitoş Kinaze(Va- liefendi) köyü yakınında dağlarla çevrili bir derede yapıldı, FakatVramşabuh'un elinde patlayan bomba ile Vramşabuh'la Krisdapor öldü.Krisdapor'dan sonra istanbul'da işi yö­netecek heyet Safo, Aşod, Kris, Torkom,Zareh, Aram ve Mari Zayn'dan kuruldu. Bu ara­da Cenevre'ye gitmiş olan RupinaPayn, İs­tanbul'a döndü. Safo, Viyana'da arabacının oturacağı yeri 40-45 cm.genişliğinde olmak üzere bir araba yaptırttı. Melenitle deneme­ler yapıldı.Araba Lloyd Kumpanyas’ının "Dalmaçya" vapuruyla İstanbul'a gönderildi. Hasköy'lü Yervant Frangulyan, Komite tarafındanseyis olarak seçildi. Arabacının oturacağı yere 120 kilogram melenit alacakdemir ve sandık yaptırıldı. Melenıti ateşe vermek için 1 dakika 42 saniyelikdevreli bir saat kadranı hazırlandı. Arabayı Zareh Haçikyan adlı 45 yaşında bir komite üyesininyönetmesi kararlaştırıldı. Kâğıthane'de sessiz kapsüllerle denemeler yapıldı.Bu dene­meler başarılı oldu ve saat işlemeye başladık tan sonra içindekilerinpatlama yerinden 100 metre uzakIaşabilecekleri anlaşıldı. Arabaya elektriktertibatı yerleştirildi. Arabanın içinde, kendisinin şiddetli ısrarları üzerineRupina Fayn'ın bulunması da kabul edildi. Olayı hazırlayanlardan Liparis ile Mari Zayn'ın İstanbul'dakalarak Batı bürosu ya­zışmalarını yönetmesi. Torkom, Kris ve di­ğerlerininsuikast gününe kadar istanbul'dan uzaklaşmaları kararlaştırıldı. 18 Temmuzsabahı melenit. arabacı yeri altındaki demir san­dığa dolduruldu. İçerisineteneke kutu içinde 500 tane kapsül kondu. Her şey hazırlandık­tan sonra 21Temmuz 1905 Cuma günü Se­lâmlık resminden sonra Padişah. Saray'a dönerken,caminin önünde bomba patladı. Plan hiçbir aksaklığa uğramadan uygulandığıhalde, o gün camiden çıktıktan sonra Padişah’ın. Şeyhülislâm Cemaleddin Efendi ile görüşmesi ve busebeple birkaç dakika oya­lanması, kendisini ölümden kurtardı. Bomba­nın,istenilen etkiyi yapmaması, demir sandı­ğın iyi hazırlanmamış olmasına, hesapyanlış­lığına ve patlayıcı maddenin azlığına bağlan­dı. Safo ve diğer bazıarkadaşları, idaresizlik, İstanbul'da çalışanları yüzüstü bırakarak kaç­mak,yalnız kendi hayat ve güvenliklerini dü­şünmek suçlarıyla Taşnak Komitesi'ndençı­karıldılar. Hükümet, bomba olayı üzerinegazetelere resmî bir bildiri verdi. NecibMelhame başkanlığındaki soruşturma kurulunun hazır­ladığı Fransızca raporunözetinde olayın baş­lıca düzenleyicileri hakkında ayrıntılı bilgi verildi.Sonuç olarak olaya katılanlardan bir bölümü kaçtı; Edouard Joris, ManukÜmidyan, Sarkis Nahabedyan, Ohannes Garipyan, Osep Topalyan, Eğya Kahveciyan,Yervant Horenyan, Mihal, Mateo, Mito ve Manol tu­tuklandılar. Bunlardan EdouardJoris idama mahkûm edildiyse de, cezaevinden Saray'a ge­tirilerek affolundu veErmeniler aleyhine ça­lışmak üzere 500Osmanlı altını ihsanla hafi­ye atanarak Avrupa'ya gönderildi.